31 Ekim 2015 Cumartesi

Eza Bölüm 13: Tikana

- Vurma baba ne olursun vurma, canım yanıyor.

- Sus öldüreceğim seni bu kaçıncı oldu, bıktım artık senden, ölsen de kurtulsak senden!

Eza, büyük bir telaşla ve korkuyla gözlerini açtığında bunun bir rüya olduğunu birkaç saniye sonra kavrayabilmişti. Gözlerindeki korkuyla sağını solunu kontrol eden genç kız, hava serin olmasına rağmen terlemişti. Ayağa kalkarak yanına yayını ve hançerini aldıktan sonra karanlığa aldırmayarak arkadaşlarının yanından uzaklaşarak yürümeye başladı. Evden kaçmasının ve babasının zulmünden kurtulmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen o günleri ve yaşadıklarını hala unutamamış ve ara sıra gördüğü rüyalarla o günleri tekrar ve tekrar hatırlıyordu. Gece konakladıkları yerin biraz ilerisinde bulunan derenin kenarında bir taşın üzerinde oturarak suyun huzur verici sesiyle birlikte derin düşüncelere daldı.

22 Ekim 2015 Perşembe

Eza Bölüm 12: Nakud

"Tak, tak tak..."
- Efendim, yeni haberler var.
- Ne haberi?
- Efendim az önce adamlarımızdan birisi, Angmar'a yakın bir mesafe de bulunan bir Han'da Potka ve iki adamının öldürüldüğünü söyledi.
- Ne diyorsun sen? Nasıl olmuş, kim öldürmüş haber var mı?
- Han'da olayı uzaktan gören birisine göre öldürenler üç kişilermiş, iki erkek ve bir kız. Olaydan sonra hemen oradan uzaklaşmışlar.
- Hemen güvendiğin adamlara haber sal, o üçüyle mutlaka görüşmem lazım. Potka gibi birisini öldürenler sıradan insanlar olamazlar. Adamlara söyle dikkatli olsunlar ve bu olayı gizli tutsunlar. Ayrıca olayı gören kişiyi de halledin, bu olayın duyulmaması lazım.
- Peki efendim, başka bir emriniz var mı?
- Hayır! Onları bulur bulmaz bana getirin.
"İki gün sonra, Kasabada"
Eza, Xa ve Poze davetsiz misafirlerinin ani baskınlarından dolayı şaşkına uğramış ve büyük bir korkuya kapılmışlardı. Bu kalabalık gruba karşılık vermek her ne kadar imkansız olsa da, bunu akıllarından geçiriyorlardı ancak tüm silahları onlar uykudayken toplanmıştı. Üç arkadaş insanlar uyanmadan kasaba dışına çıkarılmışlardı bile. Elleri bağlanmış şekilde atlarına bindirilmişler ve etrafları asker zannettikleri insanlar tarafından sarılı şekilde yolculuk ediyorlardı. Üçü de şaşkın bir şekilde etraflarına ve birbirlerine bakmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Nereye götürüldükleri hakkında bilgi almak isteseler de sorularına cevap verilmiyordu. Henüz yolculuklarının ilk haftasında en çok korktukları şey başlarına gelmişti.

Eza Bölüm 11: Komutan!

Han'da yaşanan olayın ardından iki gün geçmişti ve ekibimiz at sürmeye devam ediyordu. Üç yoldaş bu süre boyunca yaşadıkları olay hakkında pek konuşmamışlardı. Üçü de belli ki yaşadıkları şoku üstünden atmakla meşgullerdi. Henüz yolculukların başında böyle bir olaya bulaşmak onlar açısından iyi olmamıştı. Zira bu olayın ardından kraliyet askerlerinin hedefi haline gelmiş olabilirler veya çok daha kötüsü olan öldürdükleri adamlar eğer çevresi geniş insanlarsa her an peşlerinde bir azılı katil sürüsü olabilirdi. Kızıl, Sarı ve Ayı bu düşünceler eşliğinde nereye gittiklerini dahi bilmeden amansızca at sürmeye devam ediyorlardı. Yiyecek stokları tükenen gençler yolda avladıklarıyla karınlarını doyurmaya çalışıyor ve her gece toprak üstünde yatmaktan her tarafları ağrıyordu. Özellikle midesine oldukça düşkün olan Poze bu durumdan oldukça şikayetçiydi.