30 Nisan 2015 Perşembe

EZA Bölüm 8: Angmar

EZA Bölüm 8: Angmar!

Angmar, kralların şehri! Beş bin yıllık efsanevi bir tarihe sahip olan bu şehir ismini  eteklerine kurulduğu Angmar Dağı'ndan alıyordu. Geçmişinde birçok krallığa başkentlik yapmış olan şehir şu anda Engama krallığına ev sahipliği yapıyordu. Efsanelere göre bu şehir hiçbir zaman fethedilememiş ve sadece krallıkların bazı anlaşmalarla el değiştirmesi veya doğal yollardan yıkılmasıyla el değiştirmiştir. Yine dilden dile dolaşan efsaneler şehrin Angmar dağının koruması altında olduğunu bu yüzden ele geçirilemeyeceğini söylüyordu. Her ne kadar bunlar tamamen efsane olsa da şehrin büyülü bir havası olduğu kesindi. Arkasını dayadığı dağ kendisini koruyor bu sayede düşmanların tek saldırı yolları kalıyordu. Şehrin üç tarafı duvarlarla çevriliydi, sadece dağ tarafı boştu fakat burası da dağ tarafından kapanmıştı. Duvarlar o kadar yüksekti ki uzaktan bakıldığında sadece sarayın üst kısmı görünüyordu. On metre genişliğinde ve elli metre yüksekliğinde duvarlarla çevrili olan şehrin fethedilememesi bir anlamda normal karşılanabilirdi. Zira bu duvarları yıkabilecek bir güç yoktu. 

27 Nisan 2015 Pazartesi

Eza Bölüm 7: Geçmişin Naleti

- Aaaaaahhhhhh, Kalipuu, canım çok yanıyor, sancılarım başladı.

- Uzan yatağa, Ebra hemen koş ebeyi çağır, çabuk ol!

Hava bugün dünyaya gelmek için güzel bir gün değildi. Kara bulutlar büyük bir savaşın içerisindeymiş gibi bir birlerine çarpıyorlar ve göğü inletiyorlardı. İçleri o kadar birikmiştir ki bir türlü yağıp aşağı gelemeyen yağmurla dolmuşlardı. Gürlüyorlar, şimşekler yolluyorlar, sağa sola yıldırımlar düşüyor fakat bir türlü içlerindeki birikmişliği aşağı gönderemiyorlardı. Kim böyle bir günde dünyaya gelmek ister ki? Amerha’nın sancıları başlamış ve yeni çocuğunu dünyaya getirmek üzereydi. İki küçük odalı bu evde bu ikinci çocuktu. Evin ilk kızı olan Ebra, 8 yaşındaydı ve ilk kardeşini bekliyordu. Amerha ve Kalipu ise ikinci çocuklarını bekliyorlardı. Ebra, onların ilk göz ağrısıydı, ondan sonra Amerha, iki defa daha hamile kalmıştı fakat iki çocuğunu da daha doğmadan kaybetmişti. Bu defa da aynı kaderle yüzleşmek istemiyorlardı bu yüzden daha dikkatli davranıyorlardı. En büyük umutları ise doğacak çocuğun erkek olmasını istemeleriydi. Köy yerine erkek çocuklar her zaman kızlara göre daha çok istenirdi. Bunun nedeni ise çalışacak iş gücüne olan ihtiyaçtı. Buna rağmen Ebra’yı çok seviyorlar ve ona gözleri gibi bakıyorlardı. 

26 Nisan 2015 Pazar

EZA Bölüm 6: Dilek!

Angmar’a doğru yol alan kervan ilk gecesini sorunsuz atlatmış ve şafağın sökmesiyle birlikte yola koyulmuşlardı. Gece havanın güzel olması ve yattığı yerin rahat olması nedeniyle Eza güzel bir uyku çekmiş ve güne tap taze başlamıştı. Yolculuğun bitmesine daha 6 gün vardı ama kızıl saçlıyı şimdiden başkent heyecanı sarmıştı. Geleceğiyle ilgili düşünceler içerisindeyken, bir taraftan da dün kendisini gözetleyen kişileri düşünüyordu. Acaba niyetleri neydi ve neden kendisine bakıyorlardı. Eza bu sorularla meşgulken bir anda isminin söylenmesiyle irkildi.

25 Nisan 2015 Cumartesi

EZA Bölüm 5: Eridu'ya Veda

Eza’nın Eridu’ya gelmesinin üzerinden 15 gün geçmişti fakat hala Angmar’a giden bir kervan çıkmamıştı. Bu durum endişelendiriyor ve canını sıkıyordu. Zira burada kaldığı zaman zarfında hiç dışarı çıkamamış ve adeta dört duvar arasında hapsolmuştu. Her ne kadar ev sahipleri kendisine çok yardımcı olsalar da Eza kendisini bir hapisten kaçıp başka birisine girmiş gibi hissediyordu. Taş duvarlar ardında her gün başkente yapacağı yolculuğu ve geleceğiyle ilgili düşünceler içerisine giriyordu. Geleceğe umutla bakıyor fakat bir taraftan da yüreği pır pır atıyordu. Angmar’da hayal ettiği gibi bir manzarayla karşılaşmazsa ortalıkta tek başına kalacaktı. Bu durum onu çok korkutuyor olsa da olumlu düşüncelerle bunu kafasından atmaya çalışıyordu. Özellikle yeni hocası Argan’ı çok merak ediyordu. Acaba nasıl birisiydi yeni ev sahipleri gibi iyi ve sıcak kalpli mi yoksa sert ve asabi birisi miydi? Tüm bunların cevabını alabilmek için can atıyordu. Tüm zamanı bu düşüncelerle geçerken, bu 15 günlük süre içerisinde kendisine çok iyi bakılmıştı. Hatta birkaç kilo aldığı dahi söylenebilirdi. Köyden geldiği ilk günlerden eser yoktu. Her yiyemeyeceği kadar yemek önüne seriliyordu ve güzel giysilerle adeta bir asil gibi görünüyordu.